Hakkımda
 

Ben Nurhayat İçken.
İnsanın kendini hatırlama, iyileştirme ve dönüştürme yolculuğuna kalpten eşlik eden bir rehberim.

2020 yılından itibaren, Louise L. Hay’in “Düşünce Gücü ile Tedavi” ve “Heal Your Life” atölye liderliği ile bu yola çıktım. Önce kendi içsel dönüşümümü derinleştirdim, sonra bu bilgileri başkalarına aktarmaya başladım.

Bu süreçte yüz yüze ilişkiler atölyeleri ve bireysel çalışmalar yaptım. Ardından profesyonel koçluk eğitimimi tamamlayarak MYK belgesi aldım ve mesleki yolculuğumu resmi olarak güçlendirdim.

Sonrasında spiritüel alanda birçok eğitimi tamamlayarak hem uygulayıcı hem de eğitmen olarak çalışmalarımı genişlettim.
 

Aldığım ve verdiğim eğitimler arasında;
    •    Biyoenerji Eğitimi
    •    Regresyon Çalışmaları
    •    Kuantum Düşünce Gücü
    •    Biyoenerji & Bilinçaltı Çalışmaları
    •    Bilinçaltı Sembol Dili Eğitimi
    •    Jean Adrianne Arınma Sistemi (JAAS)
    •    Spiritüel Dowsing Eğitimi
    •    Sarkaç Eğitimi
    •    Ruhsal okuma ve rehberlik
    •    Meditasyon koçluğu
    •    Fitnefes koçluğu
    •    Numeroloji
    •    Stres ve öfke yönetimi
    •    Frekanslarla şifa çalışmaları
    •    Misal âlemi ve rüya çalışmaları
    •    Bilinçaltı ve enerji çalışmaları
    •    Biyoenerji uygulamaları
yer almaktadır.

Birçok alanı bütünsel bir yaklaşımla bir araya getiriyorum.

Benim için bu yolculuk sadece eğitim almak ya da öğretmek değil; insanın kendine, kalbine ve öz gücüne yeniden bağlanmasına eşlik etmektir.

Her danışanımın yolculuğunu özel, değerli ve benzersiz görürüm.
Çalışmalarımda güven, gizlilik, etik ve samimiyet en temel prensiplerimdir.

Bugün Nurhayat Akademi çatısı altında; bireylerin ilişkilerinde, hayatlarında, kariyerlerinde ve iç dünyalarında daha dengeli, huzurlu ve güçlü bir duruş kazanmalarına destek olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Ben Kimim?

Ben Kimim?

Ben Nurhayat İçken.
12 Ekim 1978’de Adana’da doğdum. Bir Terazi burcu olarak, hayatım boyunca dengeyi, adaleti, uyumu ve kalpten bağlantıyı aradım. Belki de yaptığım tüm çalışmaların özünde bu denge arayışı var.

Adımı çok severim.
“Nur” ve “hayat” kelimelerinin birleşimi benim için bir anlamdan çok daha fazlasıdır. Işığı ve yaşamı temsil eder. Yaptığım her çalışmada bu ismin enerjisini taşımaya niyet ederim.

İnsanın kendini hatırlama yolculuğuna eşlik eden, dönüşümün sessiz ama derin adımlarını önemseyen bir rehberim.

Bu yol, benim için bir meslekten önce bir arayıştı.
İnsanın neden tekrar tekrar aynı döngüleri yaşadığını, neden bazen çok çabalasa da ilerleyemediğini, neden kalbin bildiğini zihnin duyamadığını anlamaya çalıştım.

2020 yılında Louise L. Hay’in Düşünce Gücü ile Tedavi ve Heal Your Life yaklaşımıyla bu arayış daha görünür bir yola dönüştü. Önce kendimle çalıştım. Düşüncelerimle, duygularımla, bedenimle… Sonra bu bilgilerin başkalarına da iyi geldiğini fark ettim. Böylece rehberlik etmeye başladım.

Yüz yüze ilişkiler atölyeleri, bireysel seanslar ve grup çalışmaları derken; bu yolun hem sezgisel hem de sağlam bir zemine oturması gerektiğini hissettim. Profesyonel koçluk eğitimimi tamamladım, MYK belgemle bu alanı resmileştirdim. Ardından spiritüel alandaki birçok eğitimi hem uygulayıcı hem de eğitmen olarak içselleştirdim.

Zamanla şunu gördüm:
İnsan sadece bir yöntemle dönüşmüyor.
Dönüşüm, ancak bütünsel olduğunda kalıcı oluyor.

Bu yüzden bugün çalışmalarımda; aile dizimi, biyoenerji, bilinçaltı, sembol dili, kuantum düşünce gücü, Jean Adrianne Arınma Sistemi, sarkaç, meditasyon, nefes, numeroloji ve frekans çalışmaları bir arada yer alıyor. Her biri, insanın farklı bir katmanına dokunuyor.

2024 yılı benim için derin bir iç temizlik ve sadeleşme yılı oldu.
Bazı şeyleri bıraktım, bazılarını dönüştürdüm.
Artık bildiklerimi değil, gerçekten yaşadıklarımı aktarmaya başladım.

Bu süreçte üretimlerim de şekillendi.
“Kalbimin Sarkaçları” sistemi doğdu.
Sarkaç eğitimlerim, skala kartlarım, e-kitaplarım ve basım aşamasında olan kitabım… Hepsi kalpten gelen, sahada denenmiş ve bana ait bir bütünün parçaları oldu.

2025’in başıyla birlikte ise bu yolculuk yeni bir eşiğe geçti.
Artık sadece çalışmaları değil, kendi sistemlerimi sunmaya başladım.
Daha net, daha sade, daha gerçek.

Benim için rehberlik; bir şeyi “düzeltmek” değil, kişinin kendi gücünü hatırlamasına alan açmaktır.
Kimseyi iyileştirmem, kimseyi dönüştürmem.
Sadece yürürken eşlik ederim.

Eğer bu satırlarda kendinden bir parça bulduysan,
belki de yolumuz aynı yerden geçiyordur.

Ekibimiz

Nurhayat İçken

Nurhayat Akademi’nin kurucusu Nurhayat İçken, spiritüel alanda uzmanlaşmış, sertifikalı eğitmen ve aile dizilimcisidir.

Aslı Hanım

Nurhayat Akademi – Eğitim, Organizasyon ve İletişim Asistanı

Eğitimler

İletişim

Blog

Hiç düşündün mü…

Ağlamak isteyip de ağlayamadığın anlar neden olur?

Boğazın düğümlenir ama gözünden tek damla düşmez.  
Kalbin ağırlaşır ama bir türlü çözülmez.  
Sanki bir şey içeride bekler… ama çıkamaz.

Peki gerçekten içinde ne var o anda?

Hüzün mü?  
Kızgınlık mı?  
Kırgınlık mı?  
Nefret mi?  
Sevgi mi?  
Yoksa elde edemediğin bir şeyin sessiz acısı mı?  
Ya da kendini aciz hissettiğin bir anın yankısı mı?

Çoğu zaman insan, başkasına değil…  
kendine ağlayamaz.

Çünkü ağlamak sadece üzülmek değildir.  
Ağlamak, içindeki tanımlayamadığın duygunun kapısını aralamaktır.

Bazen ağlayamamak, bastırılmış bir öfkenin işaretidir.  
Bazen söylenmemiş sözlerin.  
Bazen görülmemişliğin.  
Bazen de “güçlü kalmalıyım” diye kendine verdiğin bir sözün.

Oysa ağlamak zayıflık değildir.

Ağlamak, içindeki yükün çözülmesidir.  
Ruhunun nefes almasıdır.  
Kalbinin kendine alan açmasıdır.

Ve çoğu insan fark etmez ama…

Ağlayabildiğin yerde huzur başlar.

Peki o huzurun kaynağını bulmak nasıl bir katkı sağlar hiç düşündün mü?

Bugün yaşadığın bir olayın ardından durup kendine şunu sorsan:

Ben kime kızgınım?  
Gerçekten kime kırgınım?  
Beni üzen kişi mi…  
yoksa kendimi koruyamadığım için kendime mi kızgınım?

İşte şifa tam burada başlar.

Çünkü bazen ağladığımız şey olay değildir.  
O olayın içimizde bıraktığı izdir.

Ve bazen o iz bize şunu öğretir:

“Burada görülmeye ihtiyacın vardı.”  
“Burada anlaşılmaya ihtiyacın vardı.”  
“Burada kendini seçmeye ihtiyacın vardı.”

Çok azdır sevinçten ağlamak…  
Ama en derin ağlayışlar bile bir kapıdır.

Eğer kederden beslenmiyorsa,  
yalnızlığa küskünlükten büyümüyor ise,  
kendini suçlamaktan doğmuyorsa…

Ağlamak şifadır.

Çünkü ağlamak;  
içindeki bilmediğin duyguyu,  
tanımadığın acıyı,  
sakladığın kırgınlığı  
ve bazen de susturduğun sevgiyi dışarıya bırakmaktır.

Ve belki de bugün yaşadığın bir olayın ardından,  
bir duyguya teşekkür etmek gerekir.

Öfkene teşekkür etmek…  
çünkü sana sınırını gösterdi.

Kırgınlığına teşekkür etmek…  
çünkü sana neye ihtiyaç duyduğunu hatırlattı.

Üzüntüne teşekkür etmek…  
çünkü kalbinin hâlâ canlı olduğunu gösterdi.

İşte o teşekkürün içinde kendini görmeye başlarsın.

Ve kendini gördüğün yerde…  
şifaya açılırsın.

Belki her gün benzer duygular yaşıyoruz.  
Belki her gün içimizde bir şeyleri tutuyoruz.  
Belki her gün güçlü görünmeye çalışıyoruz.

Ama her ne olursa olsun…

Seni sana yaklaştıran her duygu,  
aslında bir iyileşme kapısıdır.

Ve bazen tek bir damla gözyaşı bile  
ruhun kendine attığı en sessiz imzadır. 🌿