Hiç düşündün mü…
Ağlamak isteyip de ağlayamadığın anlar neden olur?
Boğazın düğümlenir ama gözünden tek damla düşmez.
Kalbin ağırlaşır ama bir türlü çözülmez.
Sanki bir şey içeride bekler… ama çıkamaz.
Peki gerçekten içinde ne var o anda?
Hüzün mü?
Kızgınlık mı?
Kırgınlık mı?
Nefret mi?
Sevgi mi?
Yoksa elde edemediğin bir şeyin sessiz acısı mı?
Ya da kendini aciz hissettiğin bir anın yankısı mı?
Çoğu zaman insan, başkasına değil…
kendine ağlayamaz.
Çünkü ağlamak sadece üzülmek değildir.
Ağlamak, içindeki tanımlayamadığın duygunun kapısını aralamaktır.
Bazen ağlayamamak, bastırılmış bir öfkenin işaretidir.
Bazen söylenmemiş sözlerin.
Bazen görülmemişliğin.
Bazen de “güçlü kalmalıyım” diye kendine verdiğin bir sözün.
Oysa ağlamak zayıflık değildir.
Ağlamak, içindeki yükün çözülmesidir.
Ruhunun nefes almasıdır.
Kalbinin kendine alan açmasıdır.
Ve çoğu insan fark etmez ama…
Ağlayabildiğin yerde huzur başlar.
Peki o huzurun kaynağını bulmak nasıl bir katkı sağlar hiç düşündün mü?
Bugün yaşadığın bir olayın ardından durup kendine şunu sorsan:
Ben kime kızgınım?
Gerçekten kime kırgınım?
Beni üzen kişi mi…
yoksa kendimi koruyamadığım için kendime mi kızgınım?
İşte şifa tam burada başlar.
Çünkü bazen ağladığımız şey olay değildir.
O olayın içimizde bıraktığı izdir.
Ve bazen o iz bize şunu öğretir:
“Burada görülmeye ihtiyacın vardı.”
“Burada anlaşılmaya ihtiyacın vardı.”
“Burada kendini seçmeye ihtiyacın vardı.”
Çok azdır sevinçten ağlamak…
Ama en derin ağlayışlar bile bir kapıdır.
Eğer kederden beslenmiyorsa,
yalnızlığa küskünlükten büyümüyor ise,
kendini suçlamaktan doğmuyorsa…
Ağlamak şifadır.
Çünkü ağlamak;
içindeki bilmediğin duyguyu,
tanımadığın acıyı,
sakladığın kırgınlığı
ve bazen de susturduğun sevgiyi dışarıya bırakmaktır.
Ve belki de bugün yaşadığın bir olayın ardından,
bir duyguya teşekkür etmek gerekir.
Öfkene teşekkür etmek…
çünkü sana sınırını gösterdi.
Kırgınlığına teşekkür etmek…
çünkü sana neye ihtiyaç duyduğunu hatırlattı.
Üzüntüne teşekkür etmek…
çünkü kalbinin hâlâ canlı olduğunu gösterdi.
İşte o teşekkürün içinde kendini görmeye başlarsın.
Ve kendini gördüğün yerde…
şifaya açılırsın.
Belki her gün benzer duygular yaşıyoruz.
Belki her gün içimizde bir şeyleri tutuyoruz.
Belki her gün güçlü görünmeye çalışıyoruz.
Ama her ne olursa olsun…
Seni sana yaklaştıran her duygu,
aslında bir iyileşme kapısıdır.
Ve bazen tek bir damla gözyaşı bile
ruhun kendine attığı en sessiz imzadır. 🌿
